Borçlar ve Sözleşme Hukuku Rehberi 2026: Sözleşmenin Kurulması, Geçersizlik, Temerrüt, Zamanaşımı, Cezai Şart ve Kefalet
Borçlar hukuku, bir kişinin başka bir kişiye karşı bir edimi yerine getirme yükümlülüğünü doğuran sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme gibi borç kaynaklarını ve bu borçların ifasını, ifa edilmemesinin sonuçlarını ve sona ermesini düzenler. Temel kaynağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’dur (TBK). Bu rehberde sözleşmenin kurulmasını ve şeklini, genel işlem koşullarını, sözleşmeyi geçersiz kılan halleri, temerrüt ve faizi, cezai şartı, zamanaşımını, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeyi ve kefaleti TBK’nın resmî metnine dayanarak, 29 Ekim 2026 itibarıyla güncel hukuki durumla ele alıyoruz. Her bölüm doğrudan bir soruya net bir cevapla başlar.
Kısa cevap: Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur; kanunda aksi öngörülmedikçe sözleşmeler hiçbir şekle bağlı değildir (TBK m.1, 12). Borç muaccel olduğunda alacaklının ihtarıyla borçlu temerrüde düşer (m.117). Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (m.146); kira bedelleri, ücret ve diğer dönemsel edimler ile bazı alacaklar için süre beş yıldır (m.147). Haksız fiil tazminatında zamanaşımı, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde fiilden itibaren on yıldır (m.72). Kefalet sözleşmesi yazılı olmalı, kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ve kefalet tarihi belirtilmelidir (m.583).
Yayın tarihi: 29 Ekim 2026 · Son güncelleme: 29 Ekim 2026 · Hazırlayan: Av. Arb. Mehmet Sami UZUN, LL.M.
Bu Rehberde Neler Var?
- Borçlar hukukunun kaynakları ve borç kaynakları
- Sözleşmenin kurulması ve şekil
- Genel işlem koşulları
- Sözleşmenin geçersizliği ve irade bozuklukları
- Borcun ifa edilmemesi, temerrüt ve faiz
- Cezai şart
- Zamanaşımı (tablo)
- Haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme
- Kefalet sözleşmesi
- Alacağın devri
- Alacağı tahsil etmek için izlenecek yollar
- Son yasal değişiklikler
- Sık yapılan hatalar
- Sık sorulan sorular
1. Borçlar Hukukunun Kaynakları ve Borç Kaynakları Nelerdir?
Kısa cevap: Borç ilişkileri, TBK’ya göre üç ana kaynaktan doğar: sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme. Sözleşme tarafların iradesine, haksız fiil kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille zarar verilmesine (m.49), sebepsiz zenginleşme ise haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığı aleyhine zenginleşilmesine dayanır.
| Konu | Temel dayanak ve ilgili rehber |
|---|---|
| Sözleşmeler, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme, ifa, temerrüt, zamanaşımı, kefalet | 6098 sayılı TBK |
| Alacağın icra yoluyla tahsili | İcra ve İflas Hukuku Rehberi, İcra Takibine İtiraz Rehberi |
| Kira, tahliye ve depozito | Kira ve Tahliye Hukuku Rehberi |
| Taşınmaz satışı, satış vaadi, tapu | Gayrimenkul Hukuku Rehberi |
| Ticari sözleşmeler ve şirketler | Ticaret Hukuku Rehberi |
| Trafik kazası ve iş kazasından doğan tazminat | Trafik Kazası ve Tazminat Hukuku Rehberi |
| Tüketici sözleşmeleri | Tüketici Hukuku Rehberi |
| İş sözleşmesi | İş Hukuku Rehberi |
2. Sözleşme Nasıl Kurulur ve Şekil Şartı Var mı?
Kısa cevap: Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur; irade açıklaması açık veya örtülü olabilir (TBK m.1). Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile sözleşme kurulmuş sayılır (m.2). Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir (m.12/1).
| Konu | Kural |
|---|---|
| Şekil serbestisi | Kanunda aksi öngörülmedikçe sözleşmenin geçerliliği şekle bağlı değildir (m.12/1). Sözlü, yazılı veya örtülü sözleşme yapılabilir; ispat bakımından yazılı belge önemlidir. |
| Kanuni şekil geçerlilik şartıdır | Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir; öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz (m.12/2). |
| Yazılı şekil ve değişiklik | Kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülen bir sözleşmenin değiştirilmesinde de yazılı şekle uyulması zorunludur; sözleşme metniyle çelişmeyen tamamlayıcı yan hükümler bu kuralın dışındadır (m.13). |
| Sözleşme özgürlüğü | Taraflar, sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilir (m.26). |
| Önsözleşme | Bir sözleşmenin ileride kurulmasına ilişkin sözleşmeler geçerlidir; kanunlarda öngörülen istisnalar dışında önsözleşmenin geçerliliği, ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlıdır (m.29). Satış vaadi sözleşmesi için Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi yazımıza bakınız. |
| Şekle bağlı bazı sözleşmeler | Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde ve belirli unsurlarla yapılmalıdır (m.583); alacağın devri yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli değildir (m.184). Taşınmaz satışı gibi resmî şekle bağlı sözleşmeler için gayrimenkul rehberine bakınız. |
3. Genel İşlem Koşulları Nedir ve Ne Zaman Bağlayıcıdır?
Kısa cevap: Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden ve tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir (TBK m.20). Bu koşullar, karşı tarafın menfaatine aykırıysa, ancak düzenleyenin sözleşme yapılırken bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip içeriğini öğrenme imkânı sağlaması ve karşı tarafın da kabul etmesi hâlinde sözleşmenin kapsamına girer; aksi takdirde yazılmamış sayılır (m.21).
- Beklenmeyen hükümler: Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da kapsama girmez (m.21/2).
- Şüpheli hükümler: Açık ve anlaşılır olmayan veya birden çok anlama gelen genel işlem koşulu, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır (m.23).
- Değiştirme yasağı: Düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf aleyhine genel işlem koşullarını değiştirme veya yeni düzenleme getirme yetkisi veren hükümler konusunda kanunda sınırlama vardır (m.24). Tüketici sözleşmelerinde ayrıca Tüketici Hukuku Rehberi‘ndeki haksız şart kuralları uygulanır.
4. Sözleşme Hangi Hâllerde Geçersizdir?
Kısa cevap: Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür (TBK m.27). Aşırı yararlanma, yanılma, aldatma ve korkutma ise sözleşmeyi tek başına hükümsüz kılmaz; zarar gören tarafa, süresi içinde kullanması gereken bir bağlı olmama hakkı verir.
| Hâl | Sonuç ve süre |
|---|---|
| Kesin hükümsüzlük (m.27) | Emredici hükme, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırılık veya imkânsız konu. Sözleşmenin bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez; ancak bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı anlaşılırsa tamamı hükümsüz olur. |
| Aşırı yararlanma (m.28) | Karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa ve bu, zarar görenin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanılarak gerçekleştirilmişse, zarar gören sözleşme ile bağlı olmadığını bildirip ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Hak, düşüncesizlik veya deneyimsizliği öğrendiği; zor durumda kalmada bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanılır. |
| Yanılma, aldatma, korkutma (m.30-39) | Esaslı yanılma, aldatma veya korkutma sebebiyle sözleşme yapan taraf, yanılmayı veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse sözleşmeyi onamış sayılır (m.39). Onama, aldatma veya korkutmadan doğan tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. |
Bu süreler hak düşürücü niteliktedir; süre geçtikten sonra sözleşme onanmış sayıldığından, sözleşmeyi geçersiz saydırmak isteyen kişinin dava açmadan önce süreyi ve beyan şeklini dikkatle belirlemesi gerekir.
5. Borç Ödenmezse Ne Olur? Temerrüt, Faiz ve Seçimlik Haklar
Kısa cevap: Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür (TBK m.112). Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer (m.117/1).
| Konu | Düzenleme |
|---|---|
| İhtarsız temerrüt | Borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak usulüne uygun bir bildirimle belirlenmişse bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır (m.117/2). |
| Gecikme tazminatı | Temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür (m.118). |
| Temerrüt faizi oranı | Sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir; sözleşmeyle kararlaştırılan yıllık temerrüt faizi oranı bu oranın yüzde yüz fazlasını aşamaz (m.120). Faiz hesabı için Yasal Faiz Oranı Hesaplama Aracı‘nı kullanabilirsiniz. |
| Faizi aşan zarar | Alacaklı temerrüt faizini aşan bir zarara uğrarsa borçlu, kusursuzluğunu ispat etmedikçe bu zararı da gidermekle yükümlüdür (m.122). |
| Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde süre verme | Taraflardan biri temerrüde düştüğünde diğeri, borcun ifası için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir (m.123). Borçlunun tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa, ifa alacaklı için yararsız kalmışsa veya belirli zamanda ifa edilmemesi üzerine ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa süre verilmesine gerek yoktur (m.124). |
| Alacaklının seçimlik hakları | Verilen süre içinde ifa edilmezse alacaklı her zaman borcun ifasını ve gecikme tazminatını isteyebilir; ayrıca ifadan ve gecikme tazminatından vazgeçtiğini hemen bildirerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir (m.125). |
Aşırı ifa güçlüğü (uyarlama)
Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirirse, borçlu henüz borcunu ifa etmemişse (veya haklarını saklı tutarak ifa etmişse) hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir; bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir (m.138). Örneğin yıllarca sürecek sözleşmelerde olağanüstü ekonomik koşullar değiştiğinde bu madde gündeme gelebilir; ancak şartları sıkı yorumlanır.
6. Cezai Şart (Ceza Koşulu) Nasıl Uygulanır?
Kısa cevap: Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir; ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmemiş veya ifayı çekincesiz kabul etmemişse asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir (TBK m.179). Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir (m.182/3).
- Miktar: Taraflar cezanın miktarını serbestçe belirleyebilir (m.182/1).
- Asıl borç geçersizse: Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmişse cezanın ifası istenemez (m.182/2).
- Uygulamada: Kira, satış, hizmet ve eser sözleşmelerinde sık görülür. Aşırı cezai şart, mahkemece indirilebileceğinden sözleşme hazırlanırken orantılı bir tutar belirlenmesi önerilir.
7. Zamanaşımı Süreleri Kaç Yıldır?
Kısa cevap: Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m.146). Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimler ile belirli alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır (m.147). Bu süreler sözleşmeyle değiştirilemez (m.148). Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar (m.149).
| Alacak | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| Genel kural: her alacak | 10 yıl | m.146 |
| Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler | 5 yıl | m.147/1 |
| Otel, motel, pansiyon, tatil köyü konaklama bedelleri; lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri | 5 yıl | m.147/2 |
| Küçük sanat işleri ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar | 5 yıl | m.147/3 |
| Ortaklık sözleşmesinden doğan alacaklar (ortakların birbirleri veya ortaklıkla; müdür, temsilci, denetçilerle ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar) | 5 yıl | m.147/4 |
| Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar | 5 yıl | m.147/5 |
| Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar | 5 yıl | m.147/6 |
| Haksız fiilden doğan tazminat istemi | Zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde fiilden itibaren 10 yıl (ceza kanununun daha uzun zamanaşımı öngördüğü fiillerde o süre) | m.72 |
| Sebepsiz zenginleşme istemi | Geri isteme hakkını öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde zenginleşmeden itibaren 10 yıl | m.82 |
- Kesilme: Borçlunun borcu ikrar etmesi (özellikle faiz ödemesi veya kısmen ifada bulunması, rehin vermesi veya kefil göstermesi), alacaklının dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurması, icra takibinde bulunması veya iflas masasına başvurması zamanaşımını keser (m.154). Kesilmeyle yeni bir süre işlemeye başlar; borç senetle ikrar edilmiş veya mahkeme ya da hakem kararına bağlanmışsa yeni süre her zaman on yıldır (m.156).
- Kefile ve müteselsil borçlulara etki: Zamanaşımı müteselsil borçlulardan birine karşı kesilince diğerlerine karşı da kesilir; asıl borçluya karşı kesilince kefile karşı da kesilir, ancak kefile karşı kesilmesi asıl borçluya karşı kesilmiş saymaz (m.155).
- Zamanaşımı def’i: Zamanaşımı hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz; borçlunun ileri sürmesi gerekir. Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa, zarar gören tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile bu borcu ifadan kaçınabilir (m.72/2).
8. Haksız Fiil ve Sebepsiz Zenginleşme
Kısa cevap: Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m.49/1). Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de zararı gidermekle yükümlüdür (m.49/2). Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır; zarar miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararı hakkaniyetle belirler (m.50).
- Bedensel zararlar: Destekten yoksun kalma ve bedensel zararlar TBK hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır; kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri bu zararların belirlenmesinde gözetilemez (m.55). Trafik kazası ve iş kazası tazminatları için Trafik Kazası ve Tazminat Hukuku Rehberi‘ne bakınız.
- Manevi tazminat: Bedensel bütünlüğün zedelenmesinde hâkim olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir; ağır bedensel zarar veya ölümde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat ödenebilir (m.56).
- Sebepsiz zenginleşme: Haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından veya emeği ile zenginleşen, zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür; istem hakkı geri isteme hakkını öğrenmeden itibaren 2 yılda, her hâlde zenginleşmeden itibaren 10 yılda zamanaşımına uğrar (m.82).
9. Kefalet Sözleşmesi Nasıl Yapılır?
Kısa cevap: Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir (TBK m.581). Yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz; kefilin bu miktarı, tarihi ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatı kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır (m.583).
- Mevcut veya doğacak borç: Kefalet mevcut ve geçerli bir borç için yapılabileceği gibi gelecekte doğacak veya koşula bağlı borç için de, borç doğduğunda veya koşul gerçekleştiğinde hüküm ifade etmek üzere yapılabilir (m.582).
- Eşin rızası: Eşlerden biri, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı bulunmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rıza sözleşmenin kurulmasından önce veya en geç kurulması anında verilmiş olmalıdır (m.584/1). Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili verilecek kefaletler için kanunda ayrı düzenleme vardır.
- Sonradan değişiklik: Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz (m.583/3).
- Kefile karşı takip: Alacağın icra yoluyla tahsilinde kefile karşı takip yöntemleri için İcra ve İflas Hukuku Rehberi‘ne bakınız.
10. Alacağın Devri (Temlik) Nasıl Yapılır?
Kısa cevap: Alacağın devrinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır; alacağın devri sözü vermek ise şekle bağlı değildir (TBK m.184). Alacağın devri kanun veya mahkeme kararı gereğince gerçekleşmişse bu devir özel bir şekle ve önceki alacaklının rızasına gerek olmaksızın üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir (m.185).
Devir yazılı yapılmadığında geçersiz olacağından, alacak devrinde (örneğin faktoring, ticari alacakların devri, kira alacağının devri) devir sözleşmesinin yazılı ve imzalı olmasına özen gösterilmelidir.
11. Alacağı Tahsil Etmek İçin Hangi Yollar İzlenir?
Kısa cevap: Borcunu ödemeyen kişiye karşı genellikle şu sıra izlenir: önce ihtarla borçluyu temerrüde düşürmek (TBK m.117), gerekiyorsa arabuluculuk veya uzlaşma yollarını denemek, ardından icra takibi veya dava yoluna gitmek. Zamanaşımı süresi dolmadan icra takibi yapmak veya dava açmak zamanaşımını keser (m.154).
| Adım | Açıklama ve ilgili rehber |
|---|---|
| 1. İhtar | Muaccel borçlu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer; ihtar yazılı ve ispatı kolay yapılmalıdır. Tacirler arasındaki ihtarın şekli için Ticaret Hukuku Rehberi‘ne bakınız. |
| 2. Arabuluculuk | Bazı uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır: Dava Şartı Arabuluculuk, Arabuluculuk Nedir? |
| 3. İcra takibi | Alacak tutarı belirli olan ve makbuz, senet, sözleşme gibi belgeyle ispatlanabilen alacaklarda ilamsız icra takibi başlatılabilir; borçlunun itirazı hâlinde itirazın iptali davası açılır: İcra Takibine İtiraz Rehberi. Alacağın tehlikede olduğu hâllerde ihtiyati haciz istenebilir. |
| 4. Dava | Alacak, tespit, menfi tespit veya sözleşmenin iptali gibi talepler için ilgili mahkemede dava açılır; dava harcı için Dava Harcı Hesaplama Aracı‘nı kullanabilirsiniz. |
Fatsa ve Ordu çevresinde sözleşme hazırlığı, sözleşme uyuşmazlıkları, alacak takibi ve tazminat davalarında destek için Fatsa Sözleşme Avukatı sayfamıza bakabilirsiniz.
12. Son Yasal Değişiklikler
Aşağıdaki tablo TBK metnindeki madde dipnotlarına ve değişiklik cetveline göre hazırlanmıştır. Metni okunarak içeriği doğrulanan değişiklikler açıklanmış, içeriği bu rehberde ayrıca incelenmeyen maddeler yalnızca madde numarasıyla belirtilmiştir.
| Kanun | Yürürlük | Değişen maddeler ve doğrulanan içerik |
|---|---|---|
| 6455 | 11 Nisan 2013 | Madde 584: Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili verilecek kefaletlere ilişkin ek fıkra. |
| 7161 | 1 Ocak 2019 tarihinden geçerli olmak üzere | Madde 344. |
| 7409 ve 7456 | 2022 ve 2023 | Geçici Madde 1 ve Geçici Madde 2. |
| 7589 | 31 Temmuz 2026 | Madde 55’e iki fıkra eklendi: Çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin kayıpları nedeniyle, kazancın bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın tarihinden, kazancın bilinemediği döneme ilişkin tazminat toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir; ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir. |
7589 sayılı Kanun (Resmî Gazete 31.07.2026, S.33326) borçlar hukukunu ilgilendiren iki değişiklik daha getirmiştir. 3095 sayılı Kanun m.1: Faiz ödenmesi gereken hâllerde miktar sözleşmeyle tespit edilmemişse ödeme, yıllık olarak TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılır; 30 Haziran günü oran, önceki yılın 31 Aralık günkü orandan beş puan veya daha çok farklıysa yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olur. Temerrüt faizi de aksi kararlaştırılmadıkça bu orana göre hesaplanır (3095 m.2). Faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat uygulanacağından (TBK m.120/1), 31.07.2026 öncesi dönemler için önceki düzenleme esas alınır. HMK: Belirsiz alacak davasına ilişkin m.107 yürürlükten kaldırılmış, m.109’a kısmi davada talebin bir defaya mahsus artırılabilmesine ilişkin fıkra eklenmiştir. Bu değişiklikler ve TBK m.55’teki yeni fıkralar için tazminat davalarına etkisi Tazminat Davalarında Yeni Dönem (7589 Sayılı Kanun) yazımızda ayrıca ele alınmıştır.
13. Sık Yapılan Hatalar
- Sözleşmeyi şifahi yapıp ispatsız kalmak: Kural olarak sözleşme şekle bağlı olmasa da ispat için yazılı belge, mesaj yazışması veya makbuz saklanmalıdır; şekle bağlı sözleşmelerde (kefalet, alacağın devri, taşınmaz satışı) şekil eksikliği sözleşmeyi hükümsüz kılar (m.12, 184, 583).
- Kefalette azami miktar ve tarihi yazmamak: Kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil sıfatının kefilin el yazısıyla belirtilmemesi kefaleti geçersiz kılar (m.583).
- İhtar çekmeden temerrüt faizi beklemek: Vadesi belirlenmemiş borçlarda temerrüt için alacaklının ihtarı gerekir (m.117).
- Zamanaşımını yanlış hesaplamak: Her alacağın süresi on yıl değildir; kira, ücret ve dönemsel edimlerde beş yıl, haksız fiilde iki yıl ve sebepsiz zenginleşmede iki yıllık öğrenme süresi vardır (m.72, 82, 146, 147).
- İrade bozukluğunda bir yıllık süreyi kaçırmak: Yanılma, aldatma veya korkutmayı öğrenme veya etkisinin kalkmasından itibaren bir yıl içinde bildirimde bulunulmazsa sözleşme onanmış sayılır (m.39).
- Genel işlem koşullarını okumadan imzalamak: Karşı tarafın menfaatine aykırı koşullar ancak bilgi verme ve kabul şartlarıyla sözleşmeye girer; aksi hâlde yazılmamış sayılır (m.21).
- Aşırı cezai şart belirlemek: Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir (m.182).
14. Sık Sorulan Sorular
1. Sözleşme yazılı yapılmak zorunda mı?
Hayır. Kanunda aksi öngörülmedikçe sözleşmelerin geçerliliği hiçbir şekle bağlı değildir (TBK m.12). Ancak kefalet sözleşmesi ve alacağın devri gibi bazı sözleşmeler kanunen yazılı şekle, taşınmaz satışı ise resmî şekle bağlıdır; bu hâllerde şekle uyulmaması sözleşmeyi hükümsüz kılar.
2. Temerrüt nedir, ne zaman başlar?
Temerrüt, muaccel bir borcun zamanında ifa edilmemesidir. Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer; ifa gününün sözleşmede veya usulüne uygun bildirimle belirlendiği hâllerde bu günün geçmesiyle, haksız fiilde fiilin işlendiği tarihte temerrüt başlar (m.117).
3. Temerrüt faizi oranını sözleşmeyle belirleyebilir miyim?
Evet; ancak sözleşme ile kararlaştırılan yıllık temerrüt faizi oranı, kanundaki yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz (m.120).
4. Alacak zamanaşımı kaç yıldır?
Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Kira bedelleri, anapara faizleri, ücret gibi dönemsel edimler, konaklama ve yeme içme bedelleri, ortaklık alacakları, vekâlet, komisyon ve acentalık alacakları ile eser sözleşmesinden doğan alacaklar gibi kanunda sayılan alacaklarda beş yıldır (m.146, 147).
5. Haksız fiil tazminatı için zamanaşımı ne kadardır?
Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Tazminat ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü bir fiilden doğmuşsa o süre uygulanır (m.72).
6. Zamanaşımına uğramış borcu ödemek zorunda mıyım?
Zamanaşımı hâkim tarafından kendiliğinden göz önüne alınmaz; borçlunun ileri sürmesi gerekir (m.161). Zamanaşımına uğramış bir borç ileri sürülmezse ödenmesine karar verilebilir; borçlunun zamanaşımı def’ini zamanında ileri sürmesi önemlidir.
7. Cezai şart nedir, mahkeme indirebilir mi?
Cezai şart, sözleşmenin ifa edilmemesi veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılan cezadır. Taraflar miktarı serbestçe belirler; hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir (m.179, 182).
8. Kefil olmak için hangi şartlar gerekir?
Kefalet sözleşmesi yazılı olmalı, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmeli, kefilin bu miktarı, tarihi ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatı kendi el yazısıyla yazması gerekir. Eşlerden biri, ayrı yaşama hakkı doğmadıkça veya ayrılık kararı olmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir (m.583, 584).
9. Sözleşmeden dönme hakkı ne zaman doğar?
Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde temerrüde düşen borçluya uygun bir süre verilmiş ve borç bu süre içinde ifa edilmemişse (veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum varsa) alacaklı, ifadan ve gecikme tazminatından vazgeçtiğini hemen bildirerek sözleşmeden dönebilir (m.123-125).
10. Aşırı yararlanma ne demektir ve hangi sürede ileri sürülür?
Karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık bulunması ve bunun zarar görenin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanılarak gerçekleştirilmesi hâlidir. Zarar gören, öğrenme veya durumun kalkma tarihinden itibaren bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren beş yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirebilir (m.28).
11. Genel işlem koşulları her zaman geçerli midir?
Hayır. Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşulları, düzenleyenin sözleşme yapılırken bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın kabulüne bağlı olarak sözleşmeye girer; aksi takdirde yazılmamış sayılır. Şüpheli hükümler düzenleyenin aleyhine yorumlanır (m.21, 23).
12. Alacağın devri nasıl yapılır?
Alacağın devrinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Alacağın devri sözü vermek şekle bağlı değildir (m.184).
13. Sözleşmenin uyarlanması istenebilir mi?
Sözleşmenin yapıldığı sırada öngörülmeyen ve öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve ifayı dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirirse, borçlu hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını, bu mümkün olmazsa sözleşmeden dönmeyi isteyebilir (m.138).
Sonuç
Borçlar hukukunda doğru zamanlama ve ispat belirleyicidir: ihtarla temerrüde düşürmek, zamanaşımını izlemek, şekle bağlı sözleşmelerde şekil şartını yerine getirmek ve genel işlem koşullarını dikkatle incelemek gerekir. Bu rehberdeki bilgiler genel çerçeveyi sunmakla birlikte her dosyanın kendine özgü koşulları sonucu değiştirebilir. Uzun Hukuk Bürosu olarak Fatsa ve Ordu genelinde sözleşme hazırlığı, alacak takibi ve sözleşme uyuşmazlıklarında hukuki destek sunuyoruz. Diğer araçlarımıza Hukuki Hesaplama Araçları sayfasından ulaşabilirsiniz.
Kaynakça ve Yazar Bilgisi
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (m.1, 2, 12, 13, 20-24, 26-29, 39, 49, 50, 55, 56, 72, 77, 82, 112, 117-125, 138, 146-149, 154-156, 161, 179, 182, 184, 185, 581-584)
- 6455, 7161, 7409, 7456 ve 7589 sayılı Kanunlar: madde dipnotları ve değişiklik cetveline göre (Mevzuat Bilgi Sistemi, 29.10.2026 tarihli metin)
Yazar: Av. Arb. Mehmet Sami UZUN, LL.M. – Uzun Hukuk Bürosu kurucu avukatı ve arabulucusu (Fatsa/Ordu). Bu rehber mevzuat metinlerine dayanılarak hazırlanmış olup yeni gelişmelerde güncellenecektir. Son güncelleme: 29 Ekim 2026.
Bu rehber genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık teşkil etmez. Borçlar hukukunda süreler ve şekil şartları kesindir ve hak kaybına yol açabilir; uygulanacak hüküm sözleşmenin türüne, tarafların sıfatına ve somut olayın özelliklerine göre farklılık gösterebilir. Mevzuat değişikliklerine karşı işlem öncesinde güncel metnin teyit edilmesi önerilir. Kesin ve size özel bir değerlendirme için Uzun Hukuk Bürosu’ndan veya alanında uzman bir avukattan destek almanızı tavsiye ederiz.


