Velayet Davasında Çocuğun Görüşü Dikkate Alınır mı?
Velayet Davasında Çocuğun Görüşü Dikkate Alınır Mı?
Boşanma süreci, hem eşler hem de müşterek çocuklar için oldukça hassas ve yıpratıcı bir dönemdir. Bu sürecin en kritik ve çekişmeli konularından birini ise şüphesiz velayet hakkı oluşturur. Anne ve babalar “Çocuğum bende mi kalacak?” endişesi taşırken, akıllara takılan en önemli sorulardan biri de şudur: Velayet davasında çocuğun görüşü dikkate alınır mı? Çocuk kendi kaderini kendisi seçebilir mi?
Bu yazımızda, Türk aile hukukunda çocuğun velayet konusundaki söz hakkını, “çocuğun üstün yararı” ilkesini ve mahkemelerin bu süreçte nasıl bir yol izlediğini tüm detaylarıyla ele alacağız.
Velayet Davalarında Temel İlke: Çocuğun Üstün Yararı
Velayet davalarında hakimlerin karar verirken göz önünde bulundurduğu en temel, esnetilemez kriter çocuğun üstün yararıdır (menfaatidir).
Mahkeme; anne ya da babanın ne istediğinden ziyade, çocuğun hangi tarafta kalırsa daha sağlıklı, güvenli, huzurlu ve başarılı bir gelecek kurabileceğine odaklanır. Çocuğun maddi ve manevi gelişimi, eğitim hayatı ve sosyal çevresi bu kararın merkezinde yer alır. Dolayısıyla çocuğun kendi beyanı da bu “üstün yarar” süzgecinden geçirilerek değerlendirilir.
Çocuk Kaç Yaşından İtibaren Mahkemede Dinlenir?
Hukukumuzda çocuğun fikrinin sorulması konusunda kesin ve keskin bir yaş sınırı kanunla çizilmemiştir. Ancak Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi uyarınca; “idrak gücüne sahip” her çocuğun, kendisini ilgilendiren davalarda görüşünün alınması zorunludur.
Pratikte ve uluslararası standartlarda bu durum yaş gruplarına göre şöyle şekillenir:
1. 0 – 7 Yaş Grubu (Bebeklik ve Erken Çocukluk Dönemi)
Bu yaş grubundaki çocukların henüz olayları tam olarak muhakeme etme ve geleceğe yönelik sağlıklı karar verme yetisinin (idrak gücünün) gelişmediği kabul edilir. Bu nedenle mahkeme çocuğa doğrudan “Anneni mi istersin, babanı mı?” diye sormaz. Karar, uzman raporları ve somut delillere göre verilir.
2. 8 – 12 Yaş Grubu (İdrak Yaşı)
Genellikle 8 yaş ve üzeri çocuklar, hukuken “idrak yaşında” kabul edilir. Bu yaştaki bir çocuğun mantıklı düşünebildiği, anne ve babasıyla olan ilişkisini anlamlandırabildiği varsayılır. Dolayısıyla bu yaş grubundaki çocukların görüşleri mahkeme tarafından mutlaka alınmalıdır.
3. 12 Yaş ve Üzeri (Ayrım Yapma Yetisi Gelişmiş Dönem)
12 yaşından büyük çocukların tercihleri velayet davalarında çok daha güçlü bir ağırlığa sahiptir. Çocuk, mantıklı gerekçeler sunduğu sürece mahkemenin çocuğun arzusunun aksine bir karar vermesi oldukça nadirdir.
Çocuk Mahkemede Nasıl Dinlenir? Pedagogun Rolü
Pek çok anne ve baba, çocuklarının mahkeme salonunda, hakim karşısında baskı altında kalacağından korkar. Ancak süreç böyle işlemektedir:
- Uzman Odaları (AGO): Çocuklar genellikle resmi mahkeme salonlarında değil, Adli Görüşme Odalarında (AGO) veya pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacıların bulunduğu sıcak ortamlarda dinlenir.
- Uzman Raporu: Uzmanlar çocukla oyun oynayarak, sohbet ederek onun gerçek hislerini anlamaya çalışır. Çocuğun anne veya baba tarafından manipüle edilip edilmediğini (ezberletilmiş cümleler kurup kurmadığını) tespit ederler.
- Hakime Sunum: Uzman, çocukla yaptığı görüşme neticesinde bir rapor hazırlar ve hakime sunar. Hakim, kararını verirken bu uzman raporundan büyük ölçüde faydalanır.
Çocuğun İsteği Hakim İçin Bağlayıcı Mıdır?
Kısa ve net cevap: Hayır, mutlak olarak bağlayıcı değildir.
Çocuğun görüşü mahkeme için çok önemli bir yol göstericidir ancak hakim, çocuğun her istediğini aynen onaylamak zorunda değildir.
Örnek Durum: 10 yaşındaki bir çocuk, kendisine hiçbir kural koymayan, okula gitmesini önemsemeyen veya maddi/manevi açıdan ona zarar verebilecek alışkanlıkları olan tarafta kalmak isteyebilir. Böyle bir durumda hakim, çocuğun bu isteğinin onun “üstün yararına” aykırı olduğunu tespit ederse, çocuğun tercihinin tam tersi yönünde velayeti diğer tarafa verebilir.
Özet: Velayette Çocuğun Söz Hakkı
Velayet davalarında çocuğun görüşü; çocuğun yaşı büyüdükçe, olgunlaştıkça ve makul gerekçeler sundukça davanın seyrini doğrudan değiştirebilecek bir güce ulaşır. Ancak unutulmamalıdır ki son sözü her zaman çocuk değil; çocuğun geleceğini korumakla yükümlü olan mahkeme hakimi söyler.
Konuyla ilgili Çekişmeli Boşanma Davası Aşamaları makalemizi okumanızı tavsiye ederiz.
Velayet süreci karmaşık, hassas ve her çocuğun özel durumuna göre değişen bir yapıya sahiptir. Hak kaybı yaşamamak ve çocuğun psikolojisini en iyi şekilde korumak adına sürecin uzman bir aile hukuku avukatı ile yürütülmesi tavsiye edilir.






