Hırsızlık Suçları :(TCK 141, 143, 143, 145)
HIRSIZLIK SUÇLARI:(TCK 141, 143, 143, 145)
5237 Sayılı Türk Ceza Kanun’un 10. Bölümünde yer alan malvarlığına karşı suçlar başlığı altında 141. Ve 142. Maddelerinde düzenlenmiş olup hırsızlıkla ilgili suçlar ve uygulayacağımız maddeler şöyle;
- Basit Hırsızlık
- Nitelikli Hırsızlık
- Suçun Gece vakti İşlenmesi
- Daha az Cezayı gerektiren haller
- Malın değerinin az olması
- Kullanma hırsızlığı
- Zorunluluk hali
141. MADDENİN DETAYLI AÇIKLAMASI ŞU ŞEKİLDEDİR;‘’Madde metninde hırsızlığın temel şekli tanımlanmıştır.’’ 141. Maddeye göre (1) Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere hırsızlık suçunun oluşabilmesi için taşınır bir malın zilyedin rızası dışında bulunduğu yerden alınması gerekmektedir. Zilyedin rızası bulunursa, hukuka uygunluk nedeni teşkil edecek ve suç oluşmayacaktır.
Hırsızlık suçunun oluşabilmesi için failin kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacı ile hareket etmesi yeterli olup bunun fiilen temini şart değildir. Failin sağlayacağı yarar maddi ya da manevi bir yarar olabilir.
Bir malı zilyedin rızası dışında almak fiilinden anlaşılması gereken suçun konusunu oluşturan malı mağdurun rızası dışında zilyetliğine son verilmesidir. Malın alınması ile suç tamamlanmış sayılır ayrıca aktif veya pasif bir davranışta bulunmaya gerek yoktur.
Taşınır Maldan Anlaşılması Gereken;
Taşınır mal, bir yerden alınıp başka bir yere götürülebilen, nakledilebilen eşya ile taşınmaz mülkiyetine dahil olmayan ve alım satmaya konu olabilen mal demektir. Mal taşınır olmakla birlikte kendisinden faydalanılması da olanaklı olan mallardır. Dolayısıyla maddi manevi değeri bulunmayan malların çalınması hırsızlık suçunu oluşturmaz. Taşınmazlardan ayrılabilen ve ekonomik değeri olan parçalarda hırsızlığa konu olacaktır. Örneğin binadan tuğla çalmak tarladan tırpan vs. çalmak buna örnek gösterilebilir.
Maddenin 765 sayılı kanundaki karşılığı;
Madde 491: Her kim, diğerinin taşınabilir malını rızası olmaksızın faydalanmak için bulunduğu yerden alırsa üç aydan altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Mal;
Bir şeyin hırsızlık suçunu oluşturabilmesi için öncelikle mal değeri taşıması gerekmektedir. Ceza hukuku anlamında yalnız ekonomik değeri olan şey değil duygusal veya manevi değeri olan şeyler de mal olarak sayılmıştır. Örneğin sevgilisinin verdiği çiçeğin zilyedin rızası dışında alınması da hırsızlık kapsamındadır.
Malın değerinin az olması da hırsızlık suçu olduğu gerçeğini değiştirmez ancak değer düşüklüğünde TCK 145 maddesi uyarınca indirim yapılacaktır. Bunun için de Yargıtay, daha fazlasını alma imkânı varken daha azını alması, hırsızlığa konu eşyanın değerinin pek hafif olması gibi kriterler aramaktadır.
Evcil hayvanlar da mal kapsamı içerisindedir. Ağırda veya ev ortamında bakılan her türlü hayvanın alınması TCK 141’e göre hırsızlık suçunu oluşturacaktır.
Taşınır olmayan Fikir ve Patent haklarının çalınması TCK kapsamında değerlendirilmeyecektir çünkü 5486 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri adı altında özel bir kanun bulunmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken husus Fikir Ve Sanat eseri fiziki bir ortama taşındı ve bu evrak ya da mal çalındı ise bu sefer TCK m.141 uyarınca ceza verilecektir.
İnsan bedeni hırsızlık suçunun konusunu oluşturmaz örneğin bir kişinin organını çalmak suç olsa da bu suç TCK 141 kapsamında değerlendirilmeyecektir. Fail Mağdurun rızası dışında saçını kesmesi ve ondan bir tutam alması durumunda hırsızlık suçu değil yaralama suçu oluşacaktır. Yani insan bedeni üzerinde hırsızlık suçu işlenmesi mümkün değildir.
Uyuşturucu maddeler bakımından esrar, eroin, kokain gibi maddeler TMK anlamında mülkiyete konu olmadığından hırsızlık suçunu oluşturmayacaktır.
Banka hesap veya kredi kartının çalınması başlı başına hırsızlık olabileceği gibi son dönem Yargıtay’da kararlarında bunu hırsızlık kapsamına almıştır. Ayrıca TCK’nın 245. Maddesinde banka veya kredi kartların kötüye kullanılması suçu düzenlenmiş ve ele geçirilen bu kartların kötüye kullanılması suçu düzenlenmiş ve ele geçirilen bu kartlarla kart sahibi zararına olarak işlem yapılması halinde, ayrıca banka ve kredi kartlarını kötüye kullanma suçunun da oluşacağı belirlenmiştir.
Yedieminde bırakılan eşya da hırsızlık suçunun konusunu oluşturabilir. Hacizli mallarda mal haczedildikten sonra fail tekrar malı alıp fayda edinirse hırsızlık suçu oluşacaktır.
Şifreli ve şifresiz yayınlardan sahibin veya yayıncı kuruluşun rızası olmaksızın yararlanan kişilerin eylemi hırsızlık suçunu oluşturmaz. Şifreli yayın yapan yayıncı kuruluşları bir şekilde hacklemek sureti ile yayını izlemek hırsızlık suçunu oluşturmaz.
Suçun Konusu;
Basit hırsızlık suçu TCK m. 141’de düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrası genişletilerek ekonomik değer taşıyan her türlü enerji demiştir. Son zamanlarda sıkça yaşanılan kaçak elektrik suçları da bu kapsamda sayılmaktadır. Elektrik enerjisi, sanayi de kullanılan gazlar, doğal olarak çıkan enerjilerin de izinsiz alınması hırsızlık suçu kapsamındadır.
Bu suçun oluşabilmesi için malı elinde bulunduran kişinin mutlaka malik olması gerekmez, malı elinde bulundurulan kişinin zilyet olması yeterlidir. Zilyetlik TMK 983’ de düzenlenmiştir ve bu maddeye göre zilyetlik bir şey üzerinde fiili hakimiyetin bulunmasıdır. Zilyetlik malikten başka kişi olabileceği gibi malik de olabilir
HIRSILIK SUÇU FAİLİ:
Herhangi gerçek kişi bu suçun faili olabilir. Tüzel kişiler bu suçun faili olamayacağı ön görülmüş olsa da hırsızlık suçundan dolayı bir menfaat elde ederse bundan dolayı haklarında güvenlik tedbiri uygulanacaktır.
TCK m. 167. Hırsızlık suçu Haklarında ayrılık kararı verilmemiş olan eşlerden birinin alt soy, üst soy, evlat edinen veya evlat evlatlığın aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin zararına olarak işlenirse, faile ceza verilmez maddenin devamına göre aynı konutta yaşamayan haklarında ayrılık kararı verilmiş eşlerden biri, aynı konutta yaşamayan kardeşlerden biri aynı konutta yaşayan amca, hala ,teyze gibi kişilere karşı işlenirse suç şikayete tabi olup ceza yarı oranında indirilir.
HIRSIZLIK SUÇU MAĞDURU:
Hırsızlık suçunda mağdur zilyetliğinden izinsiz bir şekilde mal alınan kişi veya kişilerdir. Hırsızlık suçunun mağduru başkası nam ve hesabına elinde bulunduran kişi değil malın zilyedidir. Suçun mağduru zilyettir. Örneğin: İş araç ve gereci çıraktan iken çalınması durumunda mağdur çırak değil iş yerinin sahibi ya da ustadır.
Hırsızlık suçundaki mağdur bazen malik olabileceği gibi bazen de olmayabilir. Mülkiyet ile zilyetlik aynı kişiye ait olduğu zaman mağdur malik iken, ayrıldığı durumlarda mağdur malik değil zilyettir.
Ölü olan kişilerin zilyet olamayacağından dolayı eşyasının çalınması halinde mağdur ölen kişi değil ölenin mirasçılarıdır.
Hırsızlık suçu bir tüzel kişiye karşı işlenmesi halinde suçun mağduru değil suçtan zarar gören olacaktır.
SUÇ KONUSU MALIN TAŞINIR OLMASI:
Taşınır mal, bir yerden alınıp diğer yere götürülebilen alım satıma konu olabilen mallardır. Mal taşınır olmakla birlikte kendisinden faydalanılabilir olması gerekmektedir. Maddi manevi değeri bulunmayan malların çalınması hırsızlık suçu konusunu oluşturmaz. Taşınırlardan ayrılıp parça değerinde olan mallar hırsızlığa konu olabilir. Örneğin binanın balkonunun korkuluklarının sökülüp götürülmesi hırsızlık suçu konusunu oluşturur.
Deniz ticareti Kanun’da Kural olarak gemi tescilli olsun veya olmasın bütün gemiler taşınır maldır. Sicile tescilli gemiler hakkında İcra flaş Kanunu hükümlerine göre ve Medeni Kanun’un belirli maddelerine göre taşınmaz mal hükümleri uygulanır.
SAHİPSİZ MALLAR:
Üzerinde kimsenin zilyet olmadığı mallara denmektedir. Bu mallar üzerinde kimsenin mülkiyeti bulunmadığından söz konusu malın bir yerden alınması durumunda hırsızlık suçu oluşmaz. Dağlarda, Ormanlarda, denizlerde yaşayan her türlü hayvan üzerinde kimsenin zilyedi yoktur bunların avlanması hırsızlık suçunu oluşturmaz ancak avlanması ve tüketilmesi yasak olan veya av yasağı olan vakitlerde bu hayvanların avlanması yasaktır ama gene hırsızlıktan dolayı ceza verilmez.
TERK EDİLMİŞ MALLAR:
Malın sahibi tarafından kendi hür iradesi ile malın mülkiyet ve zilyetliğinden vazgeçilmesi halinde mal terk edilmiş mal sayılacaktır. Terk edilmiş malın bırakılış şeklinin bir önemi yoktur artık ihtiyacı yoktur ya da bir nedenden dolayı malı istemiyordur bunun önemi yoktur burada önemli olan şey mağdurun terk etme iradesidir örneğin çöpe atılmış bir koltuğu gelip birinin alması ve mülkiyetine geçirmesi hırsızlık suçunu oluşturmaz çünkü çöpe atılan mallar terk edilmiş sayılmaktadır.
KAYBEDİLMİŞ
MALLAR:
Olaya konu malın mal sahibi tarafından nerede olduğunun bilinmediği egemenlik
alanı dışında olan mallardır sahibinin kaybettiği eşyayı bulan kişi TMK 769.( Kaybedilmiş bir şeyi bulan kimse, malın sahibine, sahibini
bilmiyorsa kolluk kuvvetlerine, köylerde muhtara bildirmek veya araştırma
yapmak ve gerektiğinde ilan etmek zorundadır. Bulunan şey önemli ölçüde değerli
ise, her halde kolluk kuvvetlerine veya muhtara bildirmek gerekir). Maddesindeki
yükümlülükleri yerine getirmeden mal üzerinde tasarrufta bulunan kişi 5237
sayılı Türk Ceza Kanun’un 160. Maddesinde belirtilen kaybolmuş veya hata sonucu
ele geçirilmiş eşya üzerinde tasarruf suçunu işlemiş sayılacaktır. Örnek
verecek olursak Mağdurun oturduğu sırada cebinden para düşürmesi failin de bunu
alıp kullanması örnek olarak gösterilebilecektir. Malın malikin tasarruf alanı
dışına çıkmadığı, hakimiyet alanı içerisinde olduğu hallerde malik, o malın
nerede olduğunu bilmese bile kaybolmuş eşyadan söz edilemez. Bu durumda malı
bulunduğu yerden alan kişi hırsızlık suçunu işlemiş sayılacaktır.
SUÇA KONU EŞYANIN BULUNDUĞU YERDEN ALINMASI:
Başkasına ait bir malı bulunduğu yerden alan kişi hırsızlık suçunu işlemiş sayılır ayrıca bu mal üzerinde bir şey için faydalanmış olmasına gerek yoktur. Failin mal üzerinde mağdurun egemenliğine son vermesi onu kendi egemenlik alanına sokması hırsızlık suçunun en önemli unsurunu oluşturmuş sayılır.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşması için zilyetlik gerçek anlamda devredilmiş olmalıdır. Zilyetlik tamamen devir edilmeden, mağdurun denetim ve kontrolü altında tuttuğu eşyanın alınması durumunda, zilyetlik tamamen devredilmemiş olduğundan güveni kötüye kullanma suçundan değil hırsızlık suçundan cezalandıracaktır.
HIRSIZLIK SUÇUNUN MANEVİ UNSURU;
Hırsızlık suçunun oluşabilmesi için failin, başkasına ait olan malı, kendisine yada bir üçüncü kişiye yarar sağlamak amacıyla almış olması gerekir. Yani hırsızlık suçunun manevi unsuru kendisine ya da bir üçüncü kişiye yarar sağlamaktır. Hırsızlık suçunda, genel kast yanında ‘’yararlanmak amacı’’ içeren özel kastta gerekir.
Suçun oluşması için failin bu kast ile hareket etmesi yeterli olup fiili temini şart değildir. Hırsızlığa konu maldan elde edilecek yarar maddi olabileceği gibi manevi de olabilir. Faydalanma kastı yoksa hırsızlık oluşmaz. Örneğin amacı hırsızlık değil de zarara sokmak ise onu alıp kırdığı durumda hırsızlık suçundan değil de mala zarar verme suçundan bahsedilecektir.
HIRSIZLIK SUÇU TAKSİR İLE İŞENEMEZ.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre eşyanın değerinin az miktarda olması ve bulunduğu yerden alınmasının örf ve adet, , insanlar tarafından hoş görülebilecek olması durumunda ise, failin suç kastından bahsedemeyeceğimizden dolayı hırsızlık suçunun unsurları oluşmayacaktır.
HIRSIZLIK SUÇUNUN MALIN ZİLYEDİ RIZASI DIŞINDA ALINMASI:
Türk Ceza Kanun’un 141. Maddesine göre hırsızlık suçunun oluşması için taşınır bir malın zilyedin rızası dışında alınması gerekmektedir. Rızanın aranması maddede açıkça’’ zilyedin rızası olmadan ‘’ ibaresi geçtiğinden, suçun tipiklik unsuru ile alakalıdır, ayrıca rıza hukuka uygunluk nedeni değildir. Bu nedenle malın alınması konusunda zilyedin rızasının bulunduğu hususuyla ilgili failin yanılması hukuka uygunluk nedenlerinin gerçekleşme şartlarında yanılma değil tipiklikte yanılma olarak değerlendirilmelidir.
Burada rızası aranan kişi zilyet değil maliktir. TCK‘nın 141. Maddesine göre madde metninde açıkça zilyedin rızasından bahsedilmiştir. Zilyet ile malın maliki aynı kişi ise o kişinin rızasından bahsedilecektir.
Malın alınması konusunda rıza açıkça gösterilebileceği gibi zımnen de gösterilebilir. Burada önemli olan husus Malın alınmasına karşı koymaması örtülü rıza anlamına gelmeyecektir. Karşı koymamanın sebebi korku aldatma gibi sebepler olabilir. Örneğin eve hırsız girdiğinde yataktan çıkmamak hırsıza onay verdiğimiz anlamına gelmez burada korku ve panik içerisinde olduğumuzdan ses çıkaramayız. Bu gibi durumlarda rızanın yokluğundan bahsedilecektir.
Rıza gösterme en geç alma eylemi gerçekleşirken olmalıdır. Malın alınmasından sonra gösterilen rızanın bir geçerliliği bulunmamıştır hırsızlık suçunun unsurları oluşmuştur.
Rıza belirli miktar veya sayı için verildi ise rızanın verildiği miktarı aşan kısım için hırsızlık suçundan bahsedilecektir.
Bir kişi rızası ile malı bir başka kişiye verir ise burada hırsızlıktan bahsedilemez ancak bu rıza sakatlanmış ise bir rıza ise, gene hırsızlık suçundan değil TCK‘nın 155. Maddesindeki GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇUNDAN bahsedilecektir.
EMSAL YARGITAY KARARLARI:
- T.C YARGITAY 2.Ceza Dairesi Esas: 2013/ 19712 Karar: 2014 / 8350 Karar Tarihi: 26.03.2014
- T.C YARGITAY 2.Ceza Dairesi Esas: 2013/ 8502 Karar: 2014 / 1171 Karar Tarihi: 21.01.2014
- T.C YARGITAY 2.Ceza Dairesi Esas: 2013/ 16441 Karar: 2014 / 3752 Karar Tarihi: 12.02.2014
- T.C YARGITAY 2.Ceza Dairesi Esas: 2013/ 18153 Karar: 2014 / 7839 Karar Tarihi: 24.03.2014
SUÇUN GECE VAKTİ İŞLENMESİ (TCK 143)
MADDE 143 – (1) Hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
ETKİN PİŞMANLIK (TCK 168)
Etkin pişmanlık
MADDE 168 –
(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.
(3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir.
(4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.
(5) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz.
İÇTİHATLAR
- “Tüm dosya içeriğine göre; sanığın temyiz dışı sanık … ile birlikte suç tarihinde gece vakti müştekiye ait ikametten iki adet TV ve çeşitli eşyaları çalması şeklinde gerçekleşen olayda, suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğu, mahkemece sanık hakkında alt hadden uzaklaşılmayarak hüküm kurulduğu, takdiri indirimin uygulandığı ve tüm dosya içeriğine göre, müştekinin ikametinden çalınan televizyonlardan bir tanesinin kolluk görevlileri tarafından hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan beraat kararı verilen …’da ele geçirilmesi, ele geçirilemeyen TV ve diğer eşyalar için oluşan müştekinin zararının sanık … tarafından giderilmesi ve kısmi iade şeklinde gerçekleşen olayda, yalnızca kısmi iadede bulunan ve müştekinin etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterdiği sanık …’ın etkin pişmanlık hükmünden yararlandırılması gerekeceğinden, sanık … hakkında etkin pişmanlık koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla; istinaf isteminin esastan reddine dair karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.”
T.C. YARGITAY 2.Ceza Dairesi Esas: 2019/11544 Karar: 2019/13805 Karar Tarihi: 19.09.2019
- “Kolluk görevlilerince 20/04/2014 tarihinde düzenlenen tutanak içeriğine göre müştekinin kendilerine müracaatı üzerine güvenlik kameraları izlenerek suça sürüklenen çocuğun tespit edildiği, 20.04.2014 günü başka bir bisiklet hırsızlığında yakalanan suça sürüklenen çocuğa müştekiye ait bisikletin yeri sorulduğunda, yerini söyleyerek müştekiye iadesini sağladığı anlaşılmakla; suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/1. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirmiştir.”
T.C. Yargıtay 2. Ceza Dairesi Esas: 2019/11706 Karar: 2019/13781 Karar Tarihi: 19.09.2019
Av. Mehmet Sami UZUN & Stj. Av. Hüseyin Emre AYDEMİR




