Sosyal Medya Düzenlemesi
Twitter, Facebook, Instagram ve YouTube gibi sosyal medya aracılığıyla Devlet Büyüklerinin kendilerine ve yakınlarına yönelik hakaretler edilmesi, küçük düşürücü sözlerin veya karikatürlerin paylaşılması nedeniyle sosyal medya platformlarındaki özgürlük sınırları kamuoyunda çokça tartışma konusu olmuştur.
Yakın tarihte MHP Lideri Bahçeli’nin “sosyal medya yasası çıkana kadar, sosyal medya hesaplarını askıya alıyorum” çıkışıyla filizlenen tartışmalar, kanun teklifine dönüşmüş bulunmaktadır. Kamuoyunda yapılan tartışmalarda ise Almanya’da yapılan yasa referans gösterilmektedir. “Alman Sosyal Medya Platformlarında Hukuki Uygulamanın İyileştirilmesi Yasası” (Netzwerkdurchsetzungsgesetz, kısaca NetzDG) olarak zikredilen yasa, Almanya’da son yıllarda artan aşırı sağcı propaganda ile ırkçı ve nefret söylemleriyle mücadele etme amacıyla hazırlanmıştır. Ülkemizde de benzer bir düzenleme getirilmek istenmektedir.
Kanun teklifiyle sosyal medya ağlarının Türkiye’de temsilci bulundurma zorunluluğu getirilmiştir. Birinci aşamada kanun yürürlüğe girdikten sonra 30 günlük süre içinde temsilci bulundurmazlarsa 10 Milyon TL, ikinci 30 günde yükümlülük yerine getirilmezse 30 Milyon TL para cezası kesilecektir. Üçüncü aşamada ise üç aya varan reklam yasakları getirilerek, sosyal medya ağlarına, Türkiye’de temsilci bulundurma konusunda yaptırımlar getirilecektir.
Sulh Ceza Hakimliğine yapılacak başvurular ile kişilik hakları ihlal edilen mağdurlara ilişkin vermiş olarak, Hakimlik tarafından arama motorlarına ve sosyal ağlara bildirim yapılara, hak ihlaliyle ilgili olarak kişilerin isimlerinin ve suç unsurlarının arama motorlarından ve sosyal ağlardan çıkarılması sağlanacaktır.
Kişilik hakları ve itibarları ihlal olan kişiler sosyal ağ sağlayıcısına başvurarak ihlalin giderilmesini isteme olanağına kavuşacaklardır. Sosyal ağ sağlayıcıları vatandaşların ihbar ve şikayetlerini 48 saat içinde gidermek ve gerekli tedbirleri almakla yükümlü olacaktır. Yılda iki kez kendilerine ulaşan şikâyet ile ilgili rapor hazırlayarak Bilgi ve Teknolojileri Kurumuna sunmak zorunda olacaklardır.
Anayasa’mızın 26. Maddesinde belirtildiği üzere herkes düşünce ve kanaatlerini çeşitli iletişim araçlarıyla açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Ancak bu hak sınırsız değildir. Başkalarının kişilik haklarının zarar gördüğü yerde artık düşünce hürriyetinden ve özgürlükten bahsetmek mümkün olmayacaktır. Ancak hakaret içermeyen, eleştiri sınırlarında kalan paylaşımların da, şikâyet nedeniyle ortadan kaldırılması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde ve Anayasamızda yer alan ifade hürriyetine aykırı olacaktır. Burada kişilik hakkı ile ifade özgürlüğü arasındaki denge bağımsız ve tarafsız Türk Yargısı ile kurulmalıdır. Hangi içeriklerin kaldırılacağına ilişkin karar, sosyal ağ şirketlerinin inisiyatifine bırakılmaması gerektiği kanaatindeyim.
Mehmet Sami UZUN






